İslâmbol Tarih: Ecdadın İzinde...

II. Abdülhamid Han Hazretleri

Sultan II. Abdülhamid Han, Osmanlı Devleti’nin en kritik ve çalkantılı döneminde 33 yıl boyunca saltanat sürmüş; devleti yalnızca siyasî ve askerî tedbirlerle değil, aynı zamanda İslâm birliği (İttihad-ı İslam) ekseninde güçlü bir manevî siyasetle ayakta tutmaya çalışmıştır.

Hilafet Siyaseti ve İttihad-ı İslam

Sultan II. Abdülhamid Han, hilafet makamını sadece tarihî ve sembolik bir unvan olarak değil, Batı sömürgeciliğine karşı dünya Müslümanlarının haklarını savunmak için uluslararası diplomaside aktif bir güç olarak kullanan ve dünya üzerindeki tüm Müslümanları bir arada tutan en güçlü jeopolitik ve manevî köprü olarak gören bir anlayışla; Afrika’dan Uzak Doğu’ya (Çin, Hindistan, Endonezya) kadar sömürge altındaki Müslüman halklarla kültürel ve dinî bağları güçlendirmek üzere elçiler ve alimler gönderdiği İttihad-ı İslam siyasetini yürütmüş, bu süreçte özellikle İngilizlerin hilafeti zayıflatma ve Arap dünyasını Osmanlı’dan koparma politikalarına karşı güçlü bir mukavemet göstermiştir.

Şeriat, Hukuk ve Adalet Anlayışı

Sultan Abdülhamid Han döneminde devletin temel idarî ve hukukî referansı İslâm esasları olup, şer’î hükümlerin titizlikle gözetilmesi toplumun manevî ve ahlaki yapısının korunmasının teminatı sayılmış; bu doğrultuda kararlarında şer’î hassasiyeti ve İslam hukukunun adalet prensiplerini esas alarak devlet daireleri ile mahkemelerde adaletin tesisi için büyük gayret sarf edilmiş, medreselerin ıslahına önem verilerek dinî ilimlerle fen bilimlerinin birlikte okutulacağı mekteplerin açılması teşvik edilmiş ve toplumun manevî değerlerini zedeleyecek neşriyata karşı sıkı bir denetim mekanizması (sansür) uygulanarak aile ve ahlak yapısının korunması hedeflenmiştir.

Tasavvuf, Tarikatlar ve Manevî Yaklaşımı

Sultan II. Abdülhamid Han’ın hayatı boyunca tasavvufa ve tarikat ehline derin bir muhabbet besleyip sarayda ve devlet idaresinde manevî büyüklerle yakın istişarelerde bulunduğu bilinmekte olup; Şazelî, Kadirî, Rifai ve Nakşibendî gibi dönemin önde gelen tarikat şeyhleri ile yakın ilişkiler kurarak Osmanlı coğrafyasındaki irşad ve birlik faaliyetlerini desteklemiş, sarayda mutasavvıf alimlere ve şeyhlere danışmanlık görevi verip manevî ricalin dualarını ve desteğini devlet siyasetinin bir parçası saymış, Yıldız Sarayı’ndaki sade yaşamı, gece ibadetlerine verdiği önem ve Ehl-i Sünnet akîdesine olan sadakatiyle tasavvufî terbiyesini yaşamıştır;

netice itibarıyla “Ulu Hakan” Sultan II. Abdülhamid Han hilafeti birleştirici bir şemsiye, şeriatı adalet nizamı, hizmetleri ise ümmete adanmış bir ömrün nişanesi olarak görmüş ve tarihî hakikatler ışığında onun mirası bugün de İslam dünyasında birlik ve dirlik arayışına ilham vermeye devam etmektedir.

Abdülhamid Han bin Abdülmecid Han El Muzaffer Daima!

Dinî, Hayrî ve İmar Hizmetleri

Sultan II. Abdülhamid Han, Osmanlı coğrafyasının dört bir yanında İslam’a ve Müslümanlara hizmet eden devasa projelere imza atmış; Şam ile Medine-i Münevvere’yi birbirine bağlayan, tamamen İslam dünyasının bağışlarıyla inşa edilen Hicaz Demiryolu Projesi ile hacıların yolculuğunu kolaylaştırıp Osmanlı’nın ümmet nezdindeki gücünü artırmış, Japonya’ya gönderilen Ertuğrul Fırkateyni ve İslam âleminin dört bir yanına kurulan telgraf hatları ile hem tebliğ hem de haberleşme ağı kurma gayesini gütmüş, ayrıca Darülaceze, Hamidiye Etfal Hastanesi ile pek çok cami, imarethane ve mektebi bizzat kendi şahsî servetinden (Arazî-i Seniyye) veya vakıf gelirlerinden finanse etmiştir.

Sultan II. Abdülhamid Han’ın kabri, İstanbul’un tarihi yarımadasında, Fatih ilçesine bağlı Çemberlitaş semtinde yer alan Sultan II. Mahmud Türbesi içerisindedir.